Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatı ve Mekke'nin Fethi

Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatı ve Mekke'nin Fethi

İslam aleminin baş tacı Peygamber efendimizin (s.a.v) hayatını bu yazımızda sizlere detaylı bir şekilde anlatacağız. Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatını aşağıdaki bağlantılara tıklayarak büyük bir heyecan ve aşkla okuyabilirsiniz. İşte Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatı ve Mekkenin Fethi...

Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatı ve Mekke'nin Fethi

İslam aleminin baş tacı Peygamber efendimizin (s.a.v) hayatını bu yazımızda sizlere detaylı bir şekilde anlatacağız. Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatını aşağıdaki bağlantılara tıklayarak büyük bir heyecan ve aşkla okuyabilirsiniz. İşte Peygamberimiz Hz Muhammed'in (s.a.v) Hayatı ve Mekkenin Fethi...

Mekkenin Fethi

Mekke, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz s.a.v."in dünyaya teşrif buyurdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği şehir… Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem a.s."dan itibaren tevhit inancının merkezi ve müslümanların kıblesi olan Kâbe"nin de bulunduğu şehir.

Allah Rasulü s.a.v. kendisine peygamberlik vazifesi verildikten sonra önce Mekkelileri Allah"ın dinine davet etmiş, fakat onlar bunu kabul etmedikleri gibi müslüman olmaya başlayan herkese ellerinden gelen bütün eza cefayı da çektirmişlerdi. Hatta o kadar ileri gitmişlerdir ki, Rasulullah s.a.v."i öldürme kararı almışlar, Cebrail a.s."ın haber vermesiyle kurdukları tuzak boşa çıkmıştır.

"Senden çıkarılmasaydım…"

Mekkeli müşriklerin bitmeyen eziyetleri sonucunda müminlerin dayanacak güçleri ve sabırları kalmayınca, Peygamber Efendimiz"in niyazıyla müminlere hicret, Mekke"yi terk etme izni verilmişti. Efendimiz s.a.v. Mekke"den çıkarılırken yaşlı gözlerle Mekke"ye dönmüş; “Ey şehir, senden çıkarılmasaydım vallahi seni terk etmezdim!” demişti.

Hicret sonrası Mekkeliler yine boş durmadılar, Efendimiz s.a.v. ve müslümanları yok etmek için uğraştılar: Fakat Bedir"de hezimete uğradılar, Uhud"da umduklarına eremediler, Medine"ye kadar gelip Hendek bozgununu yaşadılar ve nihayetinde Hudeybiye antlaşması… Elbette bu yaşananların her biri Mekke"nin fethine zemin hazırlayan olaylardı. Ama sonuçları itibariyle diğerlerinden biraz daha önem ve farklılık arz eden Hudeybiye antlaşması olsa gerek. Zahiren bakıldığında müslümanların aleyhinde gibi görünen birçok madde vardı bu anlaşmada. Aslında Mekke"nin fethine açılan ve sonuçta İslâm"ın bütün iklimlere yayılmasına vesile olacak bir sözleşmeydi bu.

Feth"e açılan kapı: Hudeybiye

Hicretin üzerinden altı yıl geçmişti. Müminler, Efendimiz"le birlikte umre yapmayı çok istiyorlardı. Bunun üzerine Efendimiz s.a.v. Kâbe"yi ziyaret etmek isteyenlerin hazırlanmasını emretti. Hazırlıkların tamamlanmasından sonra bin beş yüz sahabi ile Mekke"ye doğru yola çıkıldı. Niyetlerinin barış olduğunu göstermek için yanlarına yolcu kılıcı denilen kılıçtan başka silah almamışlardı. Zülhuleyfe mevkiine geldiklerinde ihrama girdiler ve umre için niyet ettiler. Mekkeli müşrikler Efendimiz s.a.v."in hareketini öğrenince toplanarak ne pahasına olursa olsun Mekke"ye girmesine izin vermemeyi kararlaştırdılar. Efendimiz s.a.v. de kan dökülmesini istemediği için Mekkelilerin bu tavrına karşılık onların teklif ettiği bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmanın bazı maddeleri şöyleydi:

** Müslümanlar bu yıl Mekke"ye giremeyecekler ve Kâbe"yi ziyaret edemeyecekler, gelecek yıl bu ziyareti yapabileceklerdir. Ertesi yıl ancak üç gün Mekke"de kalabilecekler, bu süre zarfında hiçbir Mekkeli onlarla görüşmeyecek.

** Kureyş"ten birisi bu arada İslâm"ı kabul eder ve müslümanlara sığınırsa, bu kişi müslümanlar tarafından kabul edilmeyecek fakat Mekke"ye iltica eden hiçbir müslüman iade edilmeyecek.

** Her iki taraf da diledikleri kabilelerle ittifak kurabilecek.

** Bu antlaşma on yıllık bir süre için geçerli olacak. Bu süre zarfında ne Kureyş müslümanlara ne de müslümanlar Kureyş"e saldıracak.

Bu anlaşma gereği Rasulullah s.a.v. sahabilerine geri dönme emrini verdi. Hem sahabeler hem de Rasulullah s.a.v. Kâbe"yi ziyaret edemememin üzüntüsü içindeydi. Ancak inen şu ayet ileride Mekke"nin fethedileceği müjdesini vermişti: “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.” (Fetih, 1) Saldırmazlık anlaşması ile İslâm her geçen gün büyümeye başladı. Müşrikler ise İslâm"ın bütün Arabistan"a yayılmasından rahatsız oluyorlardı. Bu yüzden yavaş yavaş sulh maddelerini ihlâl etmeye başladılar. Hudeybiye Antlaşması"nın üzerinden 17-18 ay geçmişti ki, kendilerine bağlı bulunan Benî Bekr kabilesini kışkırtarak, müslüman olan Huzâalıların üzerine saldırttılar. Kendi içlerinden bazıları da bu olaya iştirak etti. Huzâa kabilesi baskına uğradıklarında namazdaydılar. Hunharca bir katliamla kimi secdede, kimi rükûda, kimi kıyamda iken şehid edildi.

Bu olayın hemen ardından Mekke"den gelen bir heyet Rasulullah s.a.v."e daha önce fiilen bozdukları antlaşmayı resmen tek taraflı feshettiklerini söylediler. Oysa bu, müslümanları Mekke Fethi"ne davet demekti. Sonradan müşriklerin akılları başlarına geldiyse de iş işten geçmiş, sözleşme iki taraflı olarak feshedilmişti.

Kan dökmeden açılan kapı

Rasulullah s.a.v. Mekke"nin kan dökülmeden fethedilmesini istiyordu. Yine de çok hassas davranıyordu. Hassasiyeti her iki cephe için de geçerliydi.Kendi askerlerinden de Mekkelilerden de zayiat verilmesini istemiyordu. Hz. Peygamber s.a.v."in tek arzusu Kureyş reislerinin İslâm hakikatini anlamaları idi. Mekke"ye yaklaşıldığında Cuhfe denilen yerde amcası Hz. Abbas ile karşılaştı. Hz. Abbas r.a. müslüman olarak Medine"ye hicret ediyordu. Yanında ailesi de vardı. Efendimiz s.a.v. onları görünce sevindi ve, “Ben peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi sen de muhacirlerin sonuncususun.” dedi. Hz. Abbas r.a. ailesini Medine"ye göndererek kendisi Rasulullah s.a.v."in ordusuna katıldı. Dün terk ettiği Mekke"yi bugün fethetmek için yola koyulmuştu. Bu yolculuk esnasında Rasulullah s.a.v. kendisine ilk vahiy indiği zaman Varaka b. Nevfel"le arasında geçen şu konuşmayı düşündü: Varaka şöyle demişti: – Senin bu gördüğün, Allah Tealâ"nın Hz. Musa"ya gönderdiği Namus-i Ekber"dir (Cebrail"dir); keşke senin insanları İslâm"a davet ettiğin günlerde genç olaydım… Kavmin seni vatanından çıkaracakları zaman keşke hayatta olsam…

Bunun üzerine Rasul-i Ekrem s.a.v.:

=  Onlar beni Mekke"den çıkaracaklar mı ki, diye sordu. O da:

= Evet! Zira senin gibi vahyi tebliğ etmiş bir kimse yoktur ki düşmanlığa uğramasın. Şayet senin davet günlerine yetişirsem sana son derecede yardım ederim, demişti.

İşte bu konuşmanın üzerinden 21, hicretten de sekiz sene geçtikten sonra Rasulullah s.a.v. tekrar Mekke"ye dönüyordu. Mekkeliler hiç beklemedikleri bir anda on bin kişilik sahabe ordusunu karşılarında görünce akıl tutulması yaşamışlardı. Neye uğradıklarını şaşırdılar. Hiçbir şey yapamadılar. Herkes şimdi ne olacağını bekliyordu.

Rasulullah s.a.v. Mekke"ye girdiğinde, fethi kendisine nasip etmesinden ötürü minnet ve şükranını bildirircesine başını önüne eğiyordu. Muhacirler ve Ensar Rasulullah s.a.v."in dört bir yanını sarmıştı. Mescid-i Haram"a girdi. Hacer-i Esved"e doğru yöneldi ve selamladı. Sonra Kâbe"yi tavaf etti. Kâbe"nin içinde ve etrafında üç yüz altmış put bulunuyordu. Elindeki yay ile bunlara bir bir dokunuyor ve şöyle diyordu: “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Zaten batıl her zaman yok olmaya mahkûmdur.”

Efendimiz s.a.v. tavafını bitirip Kâbe"nin kapısına geldiğinde, anahtar sorumlusu Osman b. Talha"yı çağırtarak Kâbe"yi açtırdı, içeri girdi. Önce orada bulunan putları bir kenara ittirdi. Ağaçtan yapılmış bir güvercin şeklindeki bir putu kendi elleriyle kırdı. Sonra duvarlarda melekler için çizilmiş bazı resimleri gördü. Yine duvarın bir yerinde Hz. İbrahim ile Hz. İsmail"in aleyhisselamın fal okları çekiyor halde yapılmış resimlerini gördü. “Allah bunu yapanları kahretsin! Vallahi, o ikisi hiçbir zaman fal oku çekmemişlerdir!” dedi. Ardından bütün bu resimleri sildirdi, Kâbe"yi putlardan da temizletti. Öğle namazı vakti olmuştu. Hz. Bilâl"e ezan okumasını emretti, ardından da öğle namazını kıldı.

"Serbestsiniz!"

Mekke"ye girildikten sonra yaşanan hadiselerden en önemlilerinden birisi de Rasulullah Efendimiz s.a.v."in yüce ahlâkının sonucu kalpleri fethetmesi olayıdır.

Herkes Kâbe"nin avlusunda toplanmıştı ve Efendimiz s.a.v."in bundan sonra nasıl davranacağını merak ediyordu. Henüz İslâm"la müşerref olmamış binlerce Mekkeli müşriğin yanında müslüman askerler de hazır bulunuyordu. O zamanki savaş hukukuna göre O, bütün Mekke halkının öldürülmesini emredebilir, bütün Mekkelilerin varlıklarına el koyup bunu müslümanlar için ganimet malı sayabilir ve dağıtabilirdi. Efendimiz s.a.v. Kâbe"den çıktı ve insanlara şöyle bir konuşma yaptı:

“Ey Kureyş topluluğu! Muhakkak ki Allah, cahiliye gururunu, cahiliye atalarıyla övünüp büyüklenmeyi kaldırmıştır. Bütün insanlar Adem"dendir, Adem de topraktan yaratılmıştır!” Sonra şu ayeti okudu: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, en çok sakınanınızdır. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat, 13). Sonra şöyle buyurdu:

= Ey Kureyş topluluğu! Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?

Kureyşliler hiç de hak etmedikleri bir merhameti isteyecek söz bulamayarak, utançtan başları öne düşmüş vaziyette şu cevabı verdiler: – Sen soylu bir babanın oğlu, asil bir kimsesin. Senden hayır umarız.

Hz. Peygamber s.a.v. o zaman şöyle buyurdu:

= Ben, size Hz. Yusuf"un kardeşlerine dediğini söyleyeceğim: "Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yoktur." Gidin, serbestsiniz! İşte bu genel aftan sonra kadın erkek herkes gelerek Rasulullah"a s.a.v. biat ettiler. Böylece Mekke"nin fethi tam anlamıyla tamamlanmış oldu.
 
Hz Muhammedin Hayatı Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Çocukluk Dönemi
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Gençlik Dönemi
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Evlilik Dönemi
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Çocukları
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Kabe"nin Tamirinde Hakemliği
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Peygamber Oluşu
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

İslamda İlk İbadet
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

İlk Müslümanlar
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin İslama Daveti
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Mekke Müşriklerinin Müslümanlara Karşı Davranışları
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Habeşistan'a Hicret
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Hicreti
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Katıldığı Savaşlar
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Bedir Savaşı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Uhud Savaşı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hendek Savaşı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Mekke'nin Fethi
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Veda Hutbesi
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Vefatı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Güzel Ahlakı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Hadisleri
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Eşleri ve Çocukları
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!

Hz Muhammedin Kısaca Hayatı
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın..!


EFENDiMiZ_10052014

KAYNAK: Hervakit.com

YASAL UYARI:Sitemizde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapılmaktadır. Sitemizde yayınlanan haber ve tüm içerikler ancak ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir. Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

Her Vakit -   [66]

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı
Bu habere henüz hiç yorum yazılmamıştır.
Haberle ilgili düşüncenizi buraya yazmak için aşağıdaki 'Bu Haberle İlgili Yorumunuzu Yazın' formunu kullanabilirsiniz.

Bu habere yorum yazın:

Ad Soyad:
Email:
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde hervakit.com sitesinin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Dini Bilgiler Haberleri

  • Çocuklarda şükran hissin eğitimiÇocuklarda şükran hissin eğitimi

    Yeri ve gökleri yaratan Allah kutsal kitabı Kur'an - ı Kerim'de sık sık kendi nimetlerini insanlara hatırlatarak, onları şükretmeye davet ediyor. Her şey dahil olmak üzere insanların teşekkürüne muhtaç olmayan

    27.08.2015 19:37
  • Alay ve Dalga Geçmenin HükmüAlay ve Dalga Geçmenin Hükmü

    kimlerin ahlaki ve cismi özelliklerine gülmek veya güldürmek maksadıyla olağanüstü şekilde beyan veya taklit edilmesine denir.

    24.08.2015 13:43
  • Kadın ve erkeğin fıtrî muhabbetiKadın ve erkeğin fıtrî muhabbeti

    fıtrat bakımından Allah eşler arasında önceden muhabbet yaratmıştır. Fakat çoğu zaman insanlar kendi hataları ile bu muhabbete darbe indiriyorlar.

    22.08.2015 12:22
  • Günahları Yok Eden NamazGünahları Yok Eden Namaz

    Namaz her müslümanın Allah'a karşı kulluk borcu, vicdan görevidir. Namaz yegane ibadet türüdür ki, hiçbir sınırlamaya bakmadan herkese ve her durumda önemlidir. Karşılaştırma için diyelim ki, orucu hasta

    18.08.2015 15:45

Video Galeri

Öne Çıkan Haberler

  • Avrupa'nın En Kirli AdamıAvrupa'nın En Kirli AdamıKış gecelerinde Ludwig şaxtadan korunmak için sıcak külün içinde yatıyor .
  • İlhame Bedelova'nın Türkiye'deki Oyunculuk Faaliyetiİlhame Bedelova'nın Türkiye'dekiATV tele kanalının sunucusu İlhame Bedelova Türkiye'deki oyunculuk faaliyeti hakkında konuştu.
  • Okul Eğitim Siteleri Neden Güncellenmez?Okul Eğitim Siteleri NedenMilli Eğitim Bakanlığı'nın en yararlı faaliyetlerinden birisi şüphesiz tüm okullara bir web sitesi yapmasıdır.
  • Üstad Bediüzzaman Said Nursi'den Gençlere MesajlarÜstad Bediüzzaman SaidBediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur külliyatının bir çok bölümünde gençlere yer vermişti. Gençlik dinamizmin tehlikelerine dikkat
  • Rüya Bitti Son Buldu O HayatRüya Bitti Son Buldu O Hayatİnsanların mutlu olduğu bir dünyaydı o dünya. Kavgadan,nefretten ve kinden uzaktı. Analar ağlamıyordu o dünyada ve çoçukların

Son Eklenenler